28 Kasım '14,Cuma
Üyelikİş İlanları
Yardım
  Fen Bilimleri BK Anasayfa Soru Sor Ders Yaz İpucu Yaz Örnek Uyg. Yaz Öneri Yaz
Favorilerime Ekle!
   
     Biyoloji  > Dersler Biyoloji Puanınız: 0 kp

Konu:
Soru Başlığınız:
Sorunuz:
Derecesi:
 

 

 


Geriye dönmek için tıklayın! Sayfayı yenilemek için tıklayın!
Yazan: ms84 Puan : 75 kp 19 Ocak '04 10:25  

SİNDİRİM SİSTEMLERİ
SİNDİRİM :
Canlılar, hayatlarının devamı için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bu enerji, besinlerin kullanılması ile sağlanır. Ayrıca; büyüme, gelişme, yaşlanan dokuların yenilenmesi ve yaraların onarılması için de bazı maddeler gereklidir. Bütün bunlar besinlerden karşılanır. Besinlerden enerji elde edilebilmesi için önce kana geçmeleri, sonra da hücrelere taşınmaları gerekir. Büyük moleküllü (kompleks) temel besin maddesi, protein, karbonhidrat ve yağların yapıtaşlarına (monomerlerine) ayrılmasına sindirim denir. Sindirimi gerçekleştiren organların tümüne de sindirim sistemi adı verilir.

BESİNLER
Karbonhidratlar
Proteinler Sindirilebilir özellikteki besinler
Yağlar

Vitaminler
Mineraller Sindirime uğramayan besinler
Su
CANLILARDA SİNDİRİM
Besinler sindirilerek hücrelere alınabileceği gibi, bazı büyük moleküllü besinler önce hücreye alınıp, sonra hücrenin içinde de sindirilebilir. Bu nedenle sindirim, yapıldığı ortama göre ikiye ayrılır.

1. Hücre İçi Sindirimi
* Fagositoz ve pinositoz ile hücreye alınan büyük besinlerin, lizozomdaki sindirim enzimleri ile yapıtaşlarına parçalanmalarına hücre içi sindirimi denir.
* Hücre içi sindirimi, sindirim kofulu içerisinde meydana gelir.
* Sindirilen besinler difüzyon ile kofuldan sitoplazmaya dağılırken, artık maddeler ekzositozla zardan dışarı atılır.

2. Hücre Dışı Sindirimi
* Canlıda üretilen enzimler hücre dışındaki besin üzerine salınır.
* Enzimler besinleri yapıtaşlarına parçalar.
* Sindirilen besinler, canlı tarafından hücre içine alınır. (difüzyon – aktif taşıma)
* Hücre dışı sindirimi; mantarlarda, böcekçil bitkilerde ve bütün hayvanlarda görülür.
* Hücre dışı sindirim canlının daha büyük moleküllü besinlerden faydalanmasına imkan sağladığından hücre içi sindirime oranla daha ileri bir adaptasyondur.
SİNDİRİM ÇEŞİTLERİ :
Büyük moleküllü organik besinlerin monomerlerine (yapıtaşlarına) ayrılması iki kademede gerçekleşir.
1.Fiziksel (Mekanik) Sindirim:
Dişler ve kaslar yardımıyla besinlerin enzim kullanmadan daha küçük parçalara ayrılmasıdır.Böylece besinlerle enzimin temas edeceği yüzey artırılır ve enzimin daha kolay çalışması sağlanır.
2. Kimyasal Sindirim:
Enzimler yardımıyla ve su kullanılarak besinlerin yapıtaşlarına (monomerlerine) parçalanmasıdır. Bu tip olaylara hidroliz reaksiyonları denir. Canlının yaptıkları sindirim olayının çeşidi ve şekli canlının yapısına özelliklerine göre değişir.


a)Karbonhidratların Kimyasal Sindirimi:

Nişasta + H2O Amilaz Maltoz + Dekstrin

Sükroz + H2O Sükraz Glikoz + Fruktoz

Laktoz + H2O Laktaz Glikoz + Galaktoz

Maltoz + H2O Maltaz Glikoz + Glikoz

b) Proteinlerin kimyasal sindirimi:

Protein + H2O Pepsin Pepton
Erepsin
Pepton + H2O Tripsin Aminoasit
Kimotripsin

c)Yağların kimyasal sindirimi:

Yağ + H2O Lipaz Yağ Asitleri + Gliserol (Gliserin)

Not: Sindirim sonucunda oluşan besin monomerleri aşağıdaki özelliklere sahiptir.
* Hücre zarından geçerek hücreye alınır.
* Hücrede enerji kaynağı olarak kullanılır.
* Hücre yapısına katılabilir.
* Fazlası hücrede depo edilebilir.
ÖZEL SİNDİRİM SİSTEMLERİ

I-BİR HÜCRELİLERDE SİNDİRİM d
Bir hücrelilerin çoğunda hücre içi sindirim yapılır. e

Paramesyum’ da Sindirim Sistemi
Amip’ te ve Paramesyum’ da gerçekleştirilen sindirim, hücre içi sindirimdir. c
f
a- Besin maddelerinin hücre ağzından içeri girişiyle besin kofulu oluşur.
b- Koful öne doğru hareket eder.
c- Başlangıçtaki küçülme dengeden dolayı durur. b
d- Sindirimin devam etmesiyle kofulun büyüklüğü yeniden artar. g
e- Sindirim sonucu oluşan aminoasitler kofuldan sitoplazmaya geçer.
f- Kofuldaki sindirilmemiş parçacılar geriye doğru taşınır.
g-Hücre anüsüyle organizma dışına atılır. a

II-MANTARLARDA VE BİTKİLERDE SİNDİRİM

Genelde mantarlarda ve bitkilerde özelleşmiş sindirim organları yoktur. Küf ve şapkalı mantar çeşitleri, çürümekte olan bitki ve hayvanların artıkları üzerine yerleşirler. Sindirim enzimlerini artıkların üzerine salgılayarak organik maddeleri sindirirler. Oluşan yapıtaşlarını difüzyon ve aktif taşımayla hücre içine alıp kullanırlar.Böylece faydasız maddeler veya artık hücre içine alınmadan, dış ortamda kalır. Bunlar hücre dışı sindirim ile gerçekleşir.

Böcekçil Bitkilerde Sindirim:
* Hem hücre içi, hem de hücre dışı sindirim görülür.
* Azotça fakir topraklarda (kumlu ve bataklıkta) yaşarlar.
* Protein kaynağı olarak böcekleri kullanırlar.
* Salgıladığı sindirim enzimi yardımıyla, böceğin pro-
teinlerini amino asite parçalar.
* Sonrada amino asitleri hücre içine emerek kendine
özel protein sentezler.




III- OMURGASIZLARDA SİNDİRİM
Omurgasız canlılarda genelde hücre dışı sindirim görülürken, bazılarında hem hücre içi hem de hücre dışı sindirim görülür.
Süngerler hariç diğer omurgasızlarda sindirim olayı, silindirik kanal şeklindeki özel organların boşluklarında gerçekleşir.

Sünger, Sölenter ve Planaryada Sindirim:
* Bu canlılarda sindirim boşluğu tek delikle dışarı açılır ve özel bir sindirim sistemi yoktur.
* Süngerler, yaşadıkları göl veya deniz suyundan mikroskobik canlıları vücutlarındaki porlardan içeri alırlar. Süngerlerin bazı hücreleri vücut içindeki bu besinleri fagositozla hücre içine alıp sindirir ve artıklar üstteki kanaldan dışarı atılır.










* Sölenterlerden hidrada, ağız ve anüs olarak görev yapan tek açıklık vardır.
*Açıklıktan giren besinlerin bir kısmı hücre içine alınıp sindirilirken, bir kısmı vücut boşluğuna salgılanan enzimlerle sindirilir ve daha sonrada hücrelere alınır.
*Hem hücre içi, hem de hücre dışı sindirim görülür.


Halkalı Solucanlarda Sindirim:
* Sindirim sistemi, ağız ile başlayıp anüs ile sona erer.
* Ağızdan alınan besinler kursakta biriktirilir, taşlıkta öğütülür bağırsakta kimyasal sindirimi yapılıp emilir.
* Toprak içindeki mikroorganizmaları ve organik besinleri parçalar.
* Omurgasızlardan toprak solucanında bulunan taşlık içindeki küçük taşlar, besinleri öğütmeye yarar (insanda mekanik sindirim yapan dişler gibi). Salyangoz gibi hayvanlarda sindirim kanalı başlangıcında, besinlerin parçalanmasını sağlayan dişli dil (radula) bulunur.
* Çekirge ve diğer eklem bacaklılarda, toprak solucanlarındakine benzer sindirim sistemleri bulunur.














IV- OMURGALILARDA SİNDİRİM
Omurgalı canlılar kullandıkları besin çeşitlerine göre 3 grupta toplanırlar:
a.Otçullar (herbivorlar)
b.Etçiller (karnivorlar)
c.Otçul ve etçiller (omnivorlar)
Omurgalı canlıların almış oldukları farklı besinlere uygun olarak sindirim sistemleri farklılık gösterir. Canlıların aldığı besin çeşitlerine göre sindirim kanalı, otçullarda uzun, etçillerde ise kısadır.
Bu canlılarda alınan besin çeşidine bağlı olarak ağız, dil, diş ve bağırsakların yapılarında da bazı farklılıklar bulunmaktadır.
Omurgalı canlılardaki sindirim, omurgasızlardan daha karmaşıktır.


Kuşlarda Sindirim:
* Gaga ile alınan besinler kursakta depolanır
ve birinci mideye geçer.
* Birinci midede besinler mide özsuyu ile yumuşatılır.
* Taşlıkta (ikinci mide=katı) taşlar ve güçlü kaslar
yardımıyla besinler mekanik sindirime uğratılırlar ve
taşlığa geçer (öğütülür).
* Öğütülen besinler ince bağırsakta kimyasal sindirime
uğrarlar.
* Kör bağırsak salgıladığı enzimlerle selülozu sindirir.
* Sindirim ürünleri ince bağırsakta tümürler ile emilir.
* Sindirilmeyen besinler (posa=dışkı) anüsten dışarı atılır.







Geviş Getiren Memelilerde Sindirim Sistemi:

Genel Özellikler:
* Öğütücü (azı) dişleri iyi gelişmiştir.
* Mideleri dört gözlüdür.
(İşkembe, börkenek, kırkbayır ve şirden)
* İnce bağırsaklarında selülozu sindiren mikroorganizmalar bulunur. Bundan dolayı otçul memelilerde ince bağırsak, etçil memelilerin ince bağır-saklarından daha uzundur.

Sindirim Olayının Gerçekleşmesi:
* Ağızla alınan besin işkembede depolanır.
* İşkembedeki besinler börkenekten kusularak tekrar ağza getirilip öğütülür.
* Öğütülen besinler ikinci defa yutularak kırkbayır ve şirdene geçer.
* Kimyasal sindirim şirdende başlayıp ince bağırsakta sona erer.
* Sindirim ürünleri ince bağırsak tümörleri ile emilir.
















İNSANDA SİNDİRİM SİSTEMİ

A) Sindirim Sisteminin Yapısı:


Kör bağırsak Apandis





İnsanın sindirim sistemi silindirik bir kanal şeklindedir. Sindirim sistemine salgı üreten sindirime yardımcı bezler olan karaciğer ve pankreas da bu kanalla bağlantılıdır. İnsanın sindirim kanalında da besinler fiziksel ve kimyasal olmak üzere iki çeşit sindirime uğrar.

Sindirim Sistemini Oluşturan Organlar
Ağızla başlayıp anüsle son bulan insandaki sindirim sitemine özel salgı üreten bezler vardır. Bunlar; ağızda tükürük bezleri, midede mide bezleri, ince bağırsakla bağlantılı karaciğer ve pankreas ile ince bağırsakta bulunan bezlerdir. Ayrıca mide ve ince bağırsakta, bazı besinlerin salgı yapmalarını uyarmak için hormon üreten özel hücrelerde vardır.

1.Ağız ve Yutak
Ağız; dudaklar, yanaklar, damak ve yutakla çevrilmiştir. Ağzın içi mukoza adı verilen zarla kaplıdır. Ağızdaki sindirimi sağlayan önemli organlar; dişler, dil ve tükürük bezleridir.
Dişler; besinleri tutma, koparma, çiğneme ve öğütleme görevini yapar. Tüm dişlerin yapısı aynı olup birbirine benzer. Diş, diş etinin üstünde bulunan taç kısmı ve onun üzerini kaplayan çok sert yapı olan mineden oluşur. Minenin altında kemik yapısında fil dişi (dentin) bulunur. En iç kısmında sinirlerin ve kan kılcalların bulunduğu diş özü (pulpa) yer alır.
Dilin yapısında çizgili kaslar vardır. Besini ağız içinde karıştırma ve yutmaya yardımcı olma görevlerini yapar.
Tükürük bezleri; göz boşluğuna kanallarla bağlanan, kulak altı, çene altı ve dil altı bezleri olarak üç çift (kanallı) salgı bezidir. Tükürük içinde bol miktarda su bulunur. Sudan başka mukus, amilaz (pityalin) enzimi, sodyum (Na+) ve kalsiyum (Ca++) iyonları da vardır. Tükürüğün mikrop öldürücü özelliği de vardır. Tükürük pH’ sı 6,8’ dir. pH’ nin yükselmesiyle Ca++ ve fosfat gibi maddeler çökerek diş taşlarını ve tükürük kanallarını kapatan taşları oluşturur. Tükürük, besinlerin ıslatılmasını, kayganlaşmasını sağlarken amilaz enzimi ile nişastanın kimyasal sindirimini başlatır.
Yutak; ağızla yemek borusunu birbirine bağlayan yapıdır. Ağıdaki çiğnenmemiş besinlerin (lokmaların) yemek borusuna iletilmesini sağlar. Yutkunma anında gırtlak yukarı çıkar ve gırtlak kapağı soluk borusunu kapatır. Böylece lokmaların soluk borusuna geçmesi önlenerek yemek borusuna gönderilir.

2.Yemek Borusu
Yemek borusu, soluk borusunun arkasında, yutaktan mideye kadar uzanan bir borudur. Yapısında bağ doku, düz kaslar ve örtü epiteli bulunur. Boyu 20- 25 cm. ve çapı 2 cm. dir. Bazı epitel hücrelerinin salgıladığı mukus, yutulan besinlerin mideye inişini kolaylaştırır. Kaslar yukarıda aşağıya doğru kasılıp gevşeyerek (peristaltik hareket) lokmaları mideye iletir.Peristaltik hareketler aşağıda yukarıya doğru yapılırsa kusma olayı gerçekleşir.

3.Mide
Ters çevrilmiş L şeklindedir. Ortalama kapasitesi 1-1,5 lt. dir. Boş iken duvarları birbiri ile birleşmiş haldedir. Dolma sırasında mide iç basıncı artmaz. Zira çeperler gerilir.Mide, karın boşluğunun sol üst tarafında, yemek borusu ile duodenum (oniki parmak bağırsağı) arsında bulunur. Mide enine, boyuna ve eğik olarak üst üste dizilmiş üç katlı düz kastan yapılmıştır. Bu kaslar midenin değişik yönlerden kasılmasını sağlar.Böylece mideye girmiş besinlerin mekanik sindirimi gerçekleşir.
Mide suyu; 3 ayrı fazla salgılanarak oluşur.Sinirsel faz: Besin mideye inmeden, görme, kok-lama.., lokmanın ağza konması ile başlar ve 1,5 saat sürer. Gastrik faz:Genellikle proteinli maddelerin mideye inmesiyle başlar. İntestinal faz:Genellikle yağlar onikiparmak bağırsağına geçince oradan yapılan uyarılarla başlar.
İyi çiğnenmiş ve küçük parçalara ayrılmış besinler midede daha kolay sıvı hale gelirler ve
mide her 20 sn de bir ritmik olarak bu sıvının 2-3 mlt. sini mide kapısından onikiparmak bağırsağına
boşaltır. Mide kapısı, midenin ortalama her 5 kasılmasında bir kez açılır. Midenin boşalma zamanı
ortalama 3-4 saattir.
Midenin yemek borusu ile bağlantılı yerine mide ağzı (kardia), oniki parmak bağırsağına bağlı olduğu yere mide kapısı (pilor) denir. Mide dıştan içe doğru, bağdokusu, (periton) düz kaslar ve mukoza hücreleri ile kaplıdır. Mukoza arasında mide özsuları salgılayan tüp şeklinde bezlerle, kana hormon salgılayan hücreler vardır. Mide özsuyunda hidroklorik asit (HCl) ile pepsinojen enzimi bulunur. Mide bezleri süt çocuklarında lap (renin) enzimi salgılar. Mukozanın salgısı olan mukus sıvısı mideyi HCl etkisinden korur. Mide kaslarının kasılıp gevşemesiyle midedeki besinlerin mide özsuyu ile karışarak bulamaç (kimus) haline gelmesiyle mekanik sindirim olurken, salgılanan enzimlerle proteinlerin kimyasal sindirimi başlatılmış olur.
Midenin Kendini Asite Karşı Koruması
Mide boşken, proteinleri yani et gibi hayvansal gıdaları parçalamakla sorumlu salgı midede bulunmaz. Daha doğrusu mide bosken bu salgı tamamen farklı, parçalayıcı özelliği olmayan bir madde olarak midede mevcuttur. Protein içeren bir besin mideye geldiğinde, mideye salgılanan HCl, bu etkisiz maddeyi çok güçlü bir protein parçalayıcısı haline getirir. Böylece mide boş kaldığında bu güçlü protein parçalayıcı, proteinlerden yapılmış olan mideye zarar vermez.

4.İnce Bağırsak:
İnce bağırsak mide kapısından başlayıp, kalın bağırsağa kadar uzanan organdır. Çapı 2-3 cm. ve boyu 7-8 m. uzunluğundadır. İnce bağırsağın mideden başlayarak ilk 20-24 cm. uzunluğundaki kısmına duodenum (oniki parmak bağırsağı) denir. Karaciğer ve pankreas duodenuma bir kanalla bağlı olduğundan salgılarını buraya boşaltırlar. İnce bağırsağın duodenumun devamı olan kısmına boş bağırsak (jejenum), en son kısmına kıvrım bağırsak (ileum) denir. Boş ve kıvrım bağırsak ortalama 6,5 m. boyun da ve 4 cm. çapında gittikçe daralan bir boru sistemidir. Mukozasında geniş kıvrımlar vardır. İnce bağırsağın ilk kısmı olan duodenum, buraya dökülen salgılarla kimyasal sindirimi yönüyle önemlidir.
İnce bağırsak dıştan içe doğru periton (karın zarı) zarı, düz kas ve mukoza zarından oluşur. İnce bağırsağın iç kısmında, yüzeyi genişletmek için çok sayıda parmaksı çıkıntılara benzer villuslar (kıvrım) bulunur.
Bu kıvrımlar sayesinde emme işlemini yapan bağırsak yüzeyleri muazzam bir şekilde artar. Villusların üzerindeki hücrelerin üst kısımlarında da 'mikrovillus' denilen mikroskobik uzantılar bulunur. Villusların içinde kan ve lenf (ak kan) kılcalları vardır. Bu uzantılar birer pompa gibi çalışarak besinleri emerler. Dahası bu pompaların içleri, farklı besinler için farklı iletim yollarıyla döşenmiş kusursuz bir iletim sistemiyle dolaşım sistemine bağlanmışlardır. Böylece bu pompaların emdikleri besinler, dolaşım sistemiyle vücudun her yanına ulaştırılırlar.
Her bir villus yaklaşık olarak 3000 mikrovillusa sahiptir. İnce bağırsağın iç çeperinde bir milimetre karelik alan, 200 milyon kadar mikrovillusla kaplıdır. Bir milimetre karede 200 milyon pompa her an insanin hayatini sürdürmesi için yorulmadan, bozulmadan çalışmaktadır. Bu kadar çok pompa, çok büyük ve geniş bir yüzey buruşturularak, çok küçük bir yere sıkıştırılmıştır. Bu sistem, aldığımız besinlerden vücudumuzun maksimum derecede yararlanmasını, sonuç olarak da hayatimizin devamını sağlar.
İnce bağırsağın iç epitelinde, sindirim enzimleri üreten ve mukus salgılayan goblet hücreleri vardır.
İnce bağırsağın sindirim ve emilim gibi 2 önemli görevi vardır.
Sindirim: Barsak sindiriminde en büyük rolü ince bağırsaklar oynar. Barsak sindiriminin %90’ı burada; safra, pankreas salgısı ve kendi salgısının etkileri ile; kendi yaptığı itici ve pandül hareketlerle gerçekleşir ve mideden gelen kimusun sindirim işlemi tamamlanır. Bu hareketler; bağırsak içeriğinin salgılarla temasını kolaylaştıran karıştırma hareketleri ve bağırsak içeriğinin kalın bağırsağa doğru ilerlemesini sağlayan sağınma hareketleridir.
Kimus' un oniki parmak bağırsağını geçişi hızlıdır, ortalama 1/4 saatte gerçekleşir. İnce bağırsakta bu ilerlemenin süresi 4-5 saattir. Besinlerin en şiddetli karıştırıldığı ve emilimin en iyi olduğu yer kıvrım bağırsaktır. Burada sağınma hareketleri çok sık değildir. Bu, besinlerin bu kısımda uzun süre beklemesini sağlar.
Emilim: Besinlerin emilimi hemen hemen yalnız bağırsaklarda ve öncelikle ince bağırsağın yukarı bölümünde gerçekleşir. Emilim miktarı, emilen öğeye göre değişir. Ancak mide; tam bir emilim için gerekli başlangıç olan iyi bir sindirim sağlayamıyorsa emilim düzensizlikleri olabilir.
Besinlerin mukoza ile temasını karıştırma hareketleri çoğaltır. Emilim hızı boş bağırsaktan kıvrım bağırsağa doğru giderek azalır.
Karbonhidratlar' ın emilimi çok önemlidir. Bu emilim özellikle oniki parmak bağırsağı ve boş bağırsak düzeyinde yapılır.
Proteinlerin emilimi boş bağırsakta gerçekleşir. Bu emilim ancak; proteinler aminoasitlere parçalanmışlarsa yapılabilir.
Lipitlerin emilimi oniki parmak bağırsağının sonu ile boş bağırsağın başlangıcında gerçekleşir.
Su ve elektrolitlerin emilimi birbirine karşıt 2 olayın sonucudur. Bağırsak boşluğun dan kana doğru akış ve kandan bağırsağa doğru akış. Bu emilim bütün bağırsak boyunca gerçekleşir. Dışkının su miktarını sağ kalın barsak düzenler.
Ortalama olarak günde 500 gr. karbonhidrat, 100 gr. yağ, 50-100 gr. amino asit, 50-100 gr. çeşitli iyonlar ve 8-10 lt. su emilir.
Vitaminlerin emilimi; Yağda eriyen vitaminler lipitler gibi emilirler ve lenf yoluna geçerler. Suda eriyen vitaminler ise hızlı şekilde emilirler.
Günde ortalama 600-900 ml. izotonik kimus ince bağırsaktan kalın bağırsağa geçer.
İnce bağırsağın en önemli görevi sindirimi tamamlamak ve sindirilmiş besinleri emmektir.

5.Kalın Bağırsak:
Kalın bağırsak, ince bağırsağın son kıvrımından başlayarak göden bağırsağına kadar uzanır. Kalın bağırsak oldukça hacimli, birçok parçaya bölünmüş bir borudur. Boyu 1,5 m. ve çapı yaklaşık 6 cm. dir. Görevi; ince bağırsaklarda emilemeyen maddelerden ibaret kimusu konsantre edip dışarıya atmaktır. Kalın bağırsak, yapı olarak ince bağırsağa benzer. Ancak kalın bağırsakta villuslar yoktur. Kalın bağırsak iç epitelinde çok sayıda goblet hücresi bulunur. Goblet hücrelerinin salgıladığı mukus sindirim artıklarının hareketini kolaylaştırır.
Kalın bağırsak hareketleri ince bağırsağa göre daha zayıf ve yavaştır.
Kalın bağırsağa kolon da denir. Sağ alt karın boşluğunda bulunan kör bağırsaktan sonra, çıkan kolon, yatay kolon, inen kolon ve rektum denilen kısımdan sonra anüsle dışarı açılır. Kalın bağırsak barındırdığı bakterilerle K vitamininin üretimini ve suyun emilimini sağlar.
Sindirim: Kalın bağırsakta enzim oluşmaz, enzimden yoksun bir mukus salgısı vardır. Bu, hiçbir sindirim enziminin etkili olmadığı selülozu parçalar.
Emilim: Kalın bağırsak daha çok suyun geri emiliminde rol oynar. Bu emilim oldukça önemlidir. Günde 500-1500 mlt. arasında değişir. Kalın bağırsakta ayrıca; inorganik tuzlar, bir miktar glikoz, kısa zincirli yağ asitleri emilir.
Dışkının su miktarını kalın barsak düzenler. Dışkı; safra pigmentleri, sindirilmemiş besin parçaları, kalın bağırsak mukusu, ölü bağırsak hücresi artıklarından oluşur. Kalın bağırsaktan günlük atılan feçes miktarı 200-400 gr.dır. Bunun %70 i su, %30 u katı maddedir. Alınan besin maddelerinin kolondan atılma süreleri genellikle 10-90 saattir. Baryum için 24-48 saattir.

6.Göden Bağırsağı:
Bağırsak sisteminin son parçasıdır. İki kısımdan oluşur. Üst bölüm: Leğen parçası, alt bölüm: makat kanalı. Leğen parçası ortalama; 5 cm çapında ve 10-12 cm uzunluktadır. Makat kanalı bir silindir biçimindedir, kısa ve dardır. 2 cm. genişlikte ve 2 cm. uzunluktadır. Göden bağırsağı toplam boyu 12 -15 cm. dir.
Normalde göden bağırsağı boştur. Dışkılar sol kalın bağırsakta birikir. Sol kalın bağırsak dolunca güçlü bir sağınma dalgası dışkı kütlesini göden bağırsağına geçirir.
Dışkılama sırasında göden bağırsağı kasılarak dışkı kütlesini makata doğru iter.
SİNDİRİM ORGANLARININ İNCE YAPISI
* Bütün sindirim organlarının iç yüzeyi mukus ile örtülüdür.
* Midedeki mukus tabakası daha kalındır ve mideyi HCl’ ye karşı korur.
* Sindirim organları duvarında mukus üreten goblet hücreleri bulunur.
* Mukus tabakasının altında epitel örtü vardır.
* Epitelin hemen altında düz kas tabakası vardır.
* Sindirim organlarının dış kısmını periton zarı örter.
* Sindirim organlarında peristaltik hareketler görülür.
* Peristaltik hareketleri sempatik ve parasempatik sinirler kontrol eder.
SİNDİRİME YARDIMCI BEZLER
a. Karaciğer ve Safra Kesesi
Yaşamın devamı için gerekli bir çok fizyolojik ve bioşimik olayların merkezidir. İç organlarımızın en büyüğüdür. Kırmızı-kahve renklidir. Oldukça sert kıvamlıdır, kolay yırtılabilir. 1,5kg. ağırlığındadır. Ayrıca 800-900 gr. kan depolar. Üzerinde safra kesesi bulunur. Başlıca görevleri:
Bir iç salgı bezidir: Salgıladığı maddeyi kana verir.
Bir dış salgı bezidir: Hücreleri tarafından salgıladığı safrayı (yağların sindirimine yarar), safra kesesinde toplar ve oradan sindirim borusuna döker.
Karaciğer, gerçek bir kimya fabrikası' dır. Bütün metabolizmaların kumanda merkezidir. Karbonhidratlar glikoz aracılığı ile insan bedenini oluşturan hücrelerin başlıca enerji kaynağıdır. Örneğin beyin hücreleri yalnızca glikozla beslenebilirler. Hücrelere yeterli miktarda glikozu götüren kandır. Karaciğer; kan glikoz düzeyinin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Kanın glikoz düzeyi değişmez olmalıdır. Normalde 1 gr/lt.(%90-110 mg) dır. Kan şekeri düşerse kana glikoz verir. Oruç gibi hallerde dışarıdan olmadığı zaman karaciğer şekeri; ya glikojen depolarından alacak, ya da başka maddelerden şeker yapacaktır. Kan şekeri yükselirse bir bölümünü alır ve depo eder.
Diğer bir ifadeyle karaciğer kandaki şekeri sabit tutar. Bu görevini; ya bağırsaktan gelen şeker fazlasını glikojen halinde depo ederek veya bu glikojeni glikoz haline getirip gerektiğinde kana geri vererek yerine getirir
Sindirilmiş şekerlerin çoğunluğu ekmek, sebzeler, tatlılar ve diğer şekerlemelerdir.
Protein metabolizmasına bağlı olarak amonyak sorunu ortaya çıkar. Besinlerin sindirimi ve proteinlerin yıkımı kanda amonyak belirmesine yol açar. Bu madde özellikle sinir hücreleri için bir çeşit zehirdir. Karaciğer kanda dolaşan bu amonyağı yakalar, başka moleküllerle birleştirerek böbrekten atılan üre haline getirir.
Karaciğer sağ ve sol olmak üzere iki lobludur. Loblar da binlerce lopçuğa ayrılmıştır ki bunlar, karaciğerin yapı ve görev birimidir. Her iki lopçuk merkezi boyunca uzanan damara merkez toplar damarı, ya da lob içi toplar damarı denir. Her bir lopçuğun çevresinde ise loblar arası toplar, loblar arası safra kanalı ve karaciğer atardamarının kolları yer alır. Karaciğer hücreleri, lopçuklarda merkezden çevreye şeritler halinde ve ışınsal konumlu olarak sıralanmıştır.
Karaciğerin devamlı olarak salgılamış olduğu safra (öd), kanallar sistemi aracılığı ile safra kesesinde toplanır. Safra kesesinde toplanan safranın oniki parmak bağırsağına koledok kanalı ile boşalmasını, besinin gelmesiyle yine oniki parmak bağırsağı uyarır (Besin tarafından uyarılan oniki parmak bağırsağı “kolesistokinin” diye bir hormon salgılar). Safrada herhangi bir sindirim enzimi bulunmaz. Bununla birlikte yağları yapı birimlerine ayıran lipaz enziminin etkisini artırır. Safra tuzlarından olan kolesterol, suda az çözünür. Safra kesesinde safradan suyun uzaklaştırılması sonucu kolesterol, çökelme noktasına kadar yoğunlaştırılabilir ve safra taşları denen yapıları meydana getirir. Bunlar safra kanalını tıkayarak safra akışını engeller. Bu durumda yağların sindirimi aksadığından dışkıda yağ görülür. Safra pigmenti karaciğer ve safra kesesi tarafından geri emilir. Safra, kan ve dokularda birikerek deriye sarımsı bir renk verir. Bu duruma sarılık denir.
Safra tuzları vücut tarafından dikkatle korunur. Bunlar bağırsağın aşağı kısımlarından geri emilir.ve dolaşım yolu ile karaciğere tekrara salgılanmak üzere taşınır.
Karaciğere kan getiren, karaciğer atardamarı ve kapıtoplardamarıdır. Kapıtoplardamarına dalaktan gelen kan karışır. Karaciğerden kanı alt ana toplardamara taşıyan, karaciğer üstü toplardamarıdır.

Demiri; tespit edip depo eder,yeni alyuvarlar yapımında kullanımını sağlar.
K vitaminini etkisi altında kanın pıhtılaşması olaylarına yardımcı olur.
D vitamini, cinsellik hormonları, kortizon.. gibi bileşiklerin metabolizmaları da karaciğer tarafından yönetilir.

Karaciğerin Görevleri
* A.D.K. vitaminlerini depo eder.
* Yaşlanmış alyuvarlar karaciğerdeki kupfer hücreleri tarafından parçalanır.
* Glikojeni depo eder.
* Gerektiğinde retikülo endotel hücreleri alyuvar üretir.
* Kanın pıhtılaşmasını engelleyen heparini, kanama sırasında pıhtılaşmayı sağlayan fibrinojeni ve protrombini üretir.
* Protein, karbonhidrat ve yağların birbirine dönüşümü sağlar.
* Amonyağı üre ve ürik asite dönüştürür.
* Bu olaylar karaciğerin lopçuğunda gerçekleşir.
* Lopçuğun merkezinde merkezi toplardamar, çevresinde ise safra kanalı, karaciğer atardamarı ve kapı toplardamarı bulunur.
* Üretilen safra çevresindeki safra kanalına geçer, CO2 , üre, ürik asit, heparin, fibrinojen, protrombin ve üretilen alyuvarlar merkezi toplardamara verilir.
* Karaciğerin etrafı gisson kapsülü ile örtülüdür. Bunun üzerinde periton vardır.

Karaciğerin salgılamış olduğu
Hastalıkları; Karaciğer yaraları her zaman vahim, ekseri öldürücüdür. Daima ameliyata ihtiyaç gösterir.
1-İltihaplı hastalıklar: Bir mikroptan veya zehirlenmelerden ileri gelir. Bunların genel belirtisi sarılıktır.
2-Müzmin iltihaplı hastalıklar: Genellikle alkolden veya zehirlenmelerden ileri gelir. Bazen kendiliğinden ortaya çıkan sirozlardır.
3-Urlu hastalıklar: Doğrudan karaciğerde oluşan kanser.
4-Görev yetmezliği: Karaciğerin bütün fonksiyonlarını veya bir kısım fonksiyonunu yerine getirememesidir

SAĞLIKLI KARACİĞER İÇİN YAPILMASI GEREKENLER:
Bazı yiyecekler karaciğerin iyi çalışmasına yardım ederler:
1-Brokoli,lahana, karnabahar, kırmızı turp.
2-Sarmısaki kuru taneliler, soğan, yumurta ve sülfürce zengin yiyecekler.
3-Bulgur, kuru taneliler, Folik asitçe zengin koyu yeşil yapraklı sebzeler, B12 vitaminince zengin hayvan ürünleri.
4-Yağı ve yağlı yiyecekleri azaltın.

BENZERSİZ BİR ÜRETİM TESİSİ
Karaciğerin faaliyetlerini gerçekleştirirken kullandığı hammaddeler kanla taşınmaktadır. Nasıl bir üretim tesisinde, hammadde çeşitli kanallardan alınarak daha sonra farklı malzemelere dönüştürülürse, karaciğer de kendisine ulaştırılan hammaddeleri durmaksızın sentezler, depolar veya kullanılmak ya da atılmak üzere kanla vücuda geri gönderir. Yaptığı bu işlemlerle yüzlerce kimyasal tepkimenin yer aldığı dev bir laboratuarı andırır. Yalnızca bir et parçası olan karaciğer nasıl olur da vücudun gereksinimlerini hiç bir karışıklık olmadan bilebilmekte, gerekli olanları depolayıp gereksizleri ayırt edebilmektedir? Elbette bu işlemlerde bir karışıklık olması halinde vücudun yaşamı kesinlikle tehlikeye girecektir.
Üstelik karaciğer hayatin devamı için çeşitli maddeleri depoladığı gibi bazı önemli maddelerin üretim görevini de üstlenmiştir. Karaciğerin ürettiği en önemli maddelerden biri vücudun enerji kaynaği olan glikojendir. Karaciğer beslenme sırasında alınan glikozu, glikojene çevirerek depolar. Ve kandaki glikoz oranını sürekli kontrol etmeye baslar. Vücut besin almadığında ve kandaki glikoz miktarı düştüğünde hemen depoladığı glikojeni tekrar glikoza dönüştürür ve kana geri verir. Böylece kandaki glikoz düzeyinin fazla düşmesini engellemiş olur. Burada bir kaç satırda anlatılan bu işlem, aslında insanın hayatta kalması için büyük bir önem taşır. Çünkü karaciğer kandaki glikozu denge altına alıp kontrol etme görevini yerine getirmeseydi, vücut enerjisi tükendiği zaman bunu karşılayamayacak ve hücreler ölmeye başlayacaktı. İşte böylesine önemli bir görevi kusursuzca yerine getirmektedir karaciğer. Elbette etten oluşan bir organın kandaki glikoz miktarını hesaplamakta yanılmamasında ve bu görevi titizlikle yerine getirmesinde vicdani olan her insan için ibretler vardır.

KENDİNİ YENİLEYEN TEK ORGAN
Vücudumuzun içinde yerli yerinde duran ve sessiz sedasız yüzlerce işi ustaca halleden bu usta kimyager, kendi kendini yenileme yeteneğine sahip tek organımızdır. Yapısı, bilinenden çok ince bir mimariye sahip olup iki milyon sinüs hücresini barındıran bir yaratılış harikasıdır. Bu ince ince işlenmiş kanal, damar ve sinüs yapıları, karaciğerin görevlerini kendi aralarında ustaca paylaşmaktadır. Hepsi kendi üzerine düsen görevi eksiksiz yerine getirirken, diğer organ ve sistemlerle de tam bir bağlantı halindedirler.
Karaciğerin %70 kadarı alınsa bile bir iki hafta içinde tekrar orjinal büyüklüğüne ulaşması bilim adamlarının sebeplerini araştırdığı fakat kesinlikle açıklayamadığı bir gerçektir. Karaciğerin kendi kendini yenileyebilmesi pek çok soruyu akla getiriyor:

b- Pankreas:
Mide ile oniki parmak bağırsağı arasında, karın boşluğunda yer alan, 75- 80 gr. ağırlığında pembe renkli, yaprak şeklinde bir organdır. Pankreas hem hücre içi, hem de hücre dışı salgı yapabilen karma bir bezdir. Pankreas sindirimle ilgili olan salgısını bir kanalla Vater kabarcığına, oradan da oniki parmak bağırsağına verir. Sağlıklı bir insan günde ortalama 1- 1,5 lt. pankreas özsuyu salgılar. Pankreasın bu hücre dışı salgısı başlıca tripsinojen, kimotripsinojen, amilaz ve lipaz gibi enzimler bulunur.
Pankreas ayrıca kandaki şeker miktarının düzenlenmesinde etkin olan insülin ve glukagon hormonlarını hücre içi salgıda (langerhans adacıklarında) salgılar. Bunları doğrudan kana verir. İnsülin kan şekerini düşürür, glukagon ise kan şekerini yükseltir. Pankreas özsuyu, mideden gelen kimusun pH’ sını asidikten baziğe dönüştürür.
Sinirim İle İlgili Salgılar
A) HORMONLAR
1. Gastrin Hormonu:
* Mide duvarından kana salınır.
* Mide bezlerini uyararak mide içine HCl ve pepsinojen salgılatır.
2. Sekretin Hormonu:
* İnce bağırsak duvarından kana salınır.
* Bu hormon pankreası uyararak sindirim enzimlerinin salınmasını sağlar.
3. Kolesistokinin:
* İnce bağırsak duvarından kana salınır.
* Safra kesesinin kasılmasını sağlar.
* Safra salgısı ince bağırsağa salınır.
Not: Hormonlar gerekli yere kanla taşınır.
B) ENZİMLER
1. Amilaz:
* Tükürük bezi ve pankreastan salınır.
* Karbonhidratların sindiriminde görev yapar.
* Bazik ortamda etkilidir.
2. Pepsinojen:
* Mide duvarından salınır.
* İnaktif haldedir.
* HCl ile aktif hale dönüşür (pepsin).
Pepsinojen + HCl Pepsin
* Pepsin protein sindiriminde görev yapar.
3. Tripsinojen ve Kimotripsinojen:
* Pankreastan inaktif halde salınır.
* İnce bağırsaktan salınan enterokinaz enzimi ile aktif hale geçerler.

Tripsinojen Enterokinaz Tripsin
Kimotripsinojen Enterokinaz Kimotripsin
* Proteinlerin sindiriminde görev yapar.
BESİNLERİN SİNDİRİMİ
İnorganik besinlerden olan su ve minerallerle organik besinlerden olan vitaminler sindirime uğramadan kana geçerler. Organik besinlerden olan karbonhidratlar, yağlar ve proteinler ise sindirim kanalının farklı bölümlerinde sindirilir. Bu besinlerin sindirimi farklı hormonların kontrolünde ve farklı enzimlerle gerçekleştirilir.

a) Karbonhidratların sindirimi:
Karbonhidratların çoğu bitkiler tarafından üretilir.Vücuda beslemeyle alınan karbonhidratlardan polisakkarit ve disakkarit çeşitleri yapı taşları olan monosakkaritlere dönüştürülür. Karbonhidratların sindirimi, bazik ortamda gerçekleşir. İlk kimyasal değişikliğe ağız boşluğunda uğrarlar. Tükürük bezlerinin salgısında bulunan amilaz (pityalin), pişmiş nişasta ve glikojeni daha küçük yapı birimleri olan maltoz ve dekstrine parçalar.
Ağızda:
Nişasta + H2O Amilaz (Pityalin) Maltoz + Dekstrin
pH > 7
Midede:
Ortam asidik olduğu için karbonhidratlar herhangi bir değişikliğe uğramaz.

Onikiparmak bağırsağında:
Besinlerin mideden incebağırsağa inmesi, bağırsak hücrelerinin sekretin ve kolesistokinin hormonu salgılamalarına sebep olur.Hormonlar, pankreası uyararak pankreas özsuyu salgılamasını sağlar. Pankreas özsuyu, pH’ ı bazik yapmakla birlikte, amilazın etkisiyle nişasta ve glikojen, maltoz ve dekstrine kadar parçalanır.
Nişasta + H2O Amilaz (Pityalin) Maltoz + Dekstrin
pH > 7
Sonuçta; polisakkaritlerin disakkaritlere kadar parçalanması gerçekleşir. İncebağırsağın salgıladığı enzimler, disakkaritleri monosakkaritlere kadar parçalar.

Maltoz + H2O Maltaz Glikoz + Glikoz

Laktoz + H2O Laktaz Glikoz + Galaktoz pH >7

Sükroz + H2O Sükraz Glikoz + Fruktoz

Sindirim sonucu glikoz ve diğer monosakkaritler, ince bağırsağın villuslarından emilerek kapı toplar damarıyla karaciğere ve oradan kalbe gelir. Sonra kan dolaşımıyla tüm hücrelere ulaştırılır. Böylece ağızda başlayan karbonhidrat sindirimi, incebağırsakta tamamlanmış olur.

b) Proteinlerin sindirimi:
Proteinler; bitkisel besinlerden baklagillere, hayvansal besinlerden et, süt ve yumurtada bol miktarda bulunan organik maddelerdir. Vücuda alınan proteinlerin, canlıda kullanılabilmeleri için, yapı taşları olan amino asitlere parçalanarak hücrelere alınmaları gerekir. Proteinlerin hücre zarından geçebilmesi için amino asitlere ayrılması gerekir.
Ağızda:
Protein sindirimi ile ilgili ağızda enzim bulunmadığı için hiçbir değişikliğe uğramazlar.
Midede:
Proteinlerin kimyasal sindirimi midede başlar. Çiğnenmiş lokma yutkunmayla yemek borusuna, oradan da peristaltik hareketlerle besinler mideye iletilince, midenin bazı hücreleri gastrin hormonu salgılar. Kandaki gasrin hormonu mide özsularını salgılayan bezleri uyarır. Uyarılan bu bezlerden hiroklorik asit (HCl), mukus salgısı, pepsinojen enzimi ile süt çocuklarında lap (renin) enzimi salgılanır. Önce hidroklorik asit pepsinojen ile etkileşerek aktif bir proteinaz olan bir pepsine dönüştürülür.

Pepsinojen + HCl Pepsin
(Pasif enzim) (Aktif enzim)

Pepsin, su yardımıyla ve asidik pH’ da proteinleri polipeptidlere (peptonlara) kadar parçalar.

Protein + H2O Pepsin Polipeptid (pepton)
PH < 7
Süt, çocukların midesinden salgılanan lap (renin) enzimi süt proteini olan kazeini çökeltir.

Süt Lap(Renin) Kazein + Su

Kazeine de pepsin etki ederek onları polipeptidlerle amino asitlere parçalar.

Kazein + H2O Pepsin Polipeptit + Aminoasitler

Pepsin enziminin ve HCl’ in mide duvarlarına zarar vermesini önleyen, mukus tabakasıdır. Boza kıvamındaki besinler pilorun açılması ile onikiparmak bağırsağına geçer.
Midedeki besinler buradaki özsu ile karışarak bulamaç (kimus) haline getirilir. Bu haldeki besinler yaklaşık iki saat sonra, oniki parmak bağırsağına geçerler. Kimusun oniki parmak bağırsağına gelmesi ile hemen sekretin hormonu salgılanır. Kandaki sekretin, pankreası uyararak enzim taşıyan özsuyunu salgılatır. Bu enzimlerle peptonların sindirimi, ince bağırsağın oniki parmak bağırsağında ve daha sonra gelen bölümünde, iki aşamada sindirilerek tamamlanır.

İnce bağırsakta:
Pankreasta salgılanan tripsinojen enzimi Wirsung kanalından geçerek Vater kabarcığından onikiparmak bağırsağına aktarılır. Bazik ortamda ince bağırsaktan salgılanan enterokinaz ile birleştikten sonra aktif enzim olan tripsine dönüşür. Mideden gelen polipeptidler, bazik ortamda tripsinin etkisiyle peptidlere kadar parçalanır.

Polipeptit + H2O Tripsin Peptid + Aminoasit
pH > 7

İnce bağırsaktaki peptidlerin sindirimi erepsin ile tamamlanır. Erepsin ince bağırsaktan salgılanır.

Peptid + H2O Erepsin Aminoasitler
pH > 7

Görüldüğü gibi proteinlerin sindirimi midede başlayıp, onikiparmak bağırsağında tamamlanır (Proteinlerin sindirimi asidik ortamda başlar, bazik ortamda tamamlanır).

c)Yağların sindirimi:
Yağların, hücre zarından geçebilmeleri için yağ asitleri ve gliserole kadar parçalanmaları gerekir. Yağlar, ağızda ve midede değişikliğe uğramaz.
Kimus ince bağırsağa geçtiğinde salgılanan kolesistokinin, safra öz suyunun salgılanmasına neden olur. Safra salgısı içinde enzim yoktur. Ancak safra tuzları yağların temas yüzeyini artırarak, sindirimi kolaylaştırır. Pankreastan salgılanan lipaz enzimi, Wirsung kanalı ve Vater kabarcığından geçtikten sonra ince bağırsakta yağların sindirimi gerçekleşir.

Yağ + H2O Lipaz + Safra tuzları Gliserol + 3 Yağ asidi
pH > 7
Yağların sindirimi ince bağırsakta başlayıp, ince bağırsakta tamamlanır.


BESİNLERİN EMİLİMİ

Su, mineraller ve vitaminler sindirime uğramadan emilirler. Büyük moleküllü organik besinler emilebilmeleri için sindirilmeleri gerekir. Böylece yapı taşlarına ayrılan besiler hücre zarından geçebilecek düzeye gelmiş olurlar. Sindirilmelerine gerek olmayan küçük moleküllü besinler, alkol ve zehirli maddeler su ile birlikte kana geçer. Sindirim kanalındaki maddelerin, bir kısım sindirim organlarının hücrelerince pasif veya aktif taşımayla alınıp kana aktarılmasına emilim veya emilme denir. Besinlerin emilmesi sindirim organlarının farklı kısımlarından olmasına rağmen, en çok emilim ince bağırsakta gerçekleşir.
Ağız ve midede emilme yüzeyi az olduğundan emilen madde miktarı da oldukça azdır. İnce bağırsakta bulunan çok sayıda mikrovillus emilim yüzeyini çok fazla genişletmiştir.
Bir mikrovillusun içinde lenf kılcalı ve çok miktarda kılcal kan damarı bulunur. Mikrovillus yüzeyindeki hücrelerin emdiği gliserol ve yağ asitleri lenf kılcallarına geçer. Bunlar sonra lenf damarlarıyla kan dolaşımına verilir. Diğer tüm besinler villus yüzey hücrelerince alınarak kan kılcallarına geçerler. Buradan kapı toplar damarıyla karaciğere gelir. Karaciğerde kan içindeki madde miktarında gerekli düzenlemeler yapılır. Örneğin; zehirli maddeler süzülür, glikozun fazlası glikojene çevrilerek depolanır. Bu işlemlerden sonra kan, karaciğer toplardamarıyla kalbe gelerek kan dolaşımına katılır. İnce bağırsağın peristaltik hareketiyle kalın bağırsağa geçen sıvıda, su, emilemeyen moleküller ve besinlerin sindirilmeyen atıkları vardır. Kalın bağırsakta yaşayan bazı bakteriler K vitaminini sentezlerler. Sindirilmemiş atıklar, ölmüş epitel hücreleri, salgı atıkları ve bakteriler dışkıyı oluştururlar. Dışkı, peristaltik hareket ve mukusun oluşturduğu kayganlıkla ilerleyerek rektumda birikir. Birikmiş olan dışkı anüsten dış ortama atılır. Bu olaya dışkılama denir.

Sn ,
bu dersi değerlendirin!

Sn ,
Bu makale için yorumunuzu yazınız...

 
Konu: Biyoloji 8 kişi okuyup oyladı: İyi   

Onay Bekleyen Cevaplar VarCevaplanmış...
    Cevap Bekleyen Sorular : Çöz Kazan ... Puan Kullanıcı 
1-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... hücre 50    byzamane00
Bir hücre kendisi için gerekli olan maddeyi dış ortamdan nasıl alır?Kim almasını söyler?Nasıl seçer?.....
Bölüm: Biyoloji
2-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... kloroplast 250    mlk-81
kloroplast ın görevi nedir???.....
Bölüm: Biyoloji
3-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... bioloji 250    mlk-81
otoliz hangi organel tarafından nasıl gerçekleşir??.....
Bölüm: Biyoloji
4-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Biyolojik Çeşitlilik 250    BequMm..
Bazı canlılar aynı türe ait olmadıkları halde çiftleşebilir ve yavru meydana getirebilirler.Bu canlılar hangileridir ? Çiftleşme.....
Bölüm: Biyoloji
5-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... bakteri 250    GülÇe
bazı bakterilerin hücre duvarlarını saran kapsülleri bulunur. bu kapsüller bakterilere hangi yararı sağlar?.....
Bölüm: Biyoloji
6-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... insan klonlama 250    FERISH
insan klonlamanın avantajları ve zararları hemen cevap istiyorum..... ödevim var liütfen ayrıntılı olsun ve maddeler halinda .....
Bölüm: Biyoloji
7-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... bitkisel doku 250    anil_yanar
1.parankima hücreleri
2.odun borusu hücreleri
3.meristem doku hücreleri
4.sert doku
5.soymuk borusu hücreleri

yukarıda ve.....
Bölüm: Biyoloji
8-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... mitokondri 250    sümeyrademir
mitokondri hangi canlılarda bulunur
.....
Bölüm: Biyoloji
9-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... mitokondri 250    sümeyrademir
mitokondri hangi canlılarda bulunur
.....
Bölüm: Biyoloji
10-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... karma bezler 250    runye
karaciğer neden holokrin salgı epiteline girer.....
Bölüm: Biyoloji
Devamı...
 
    Dersler : Puan Kullanıcı 
1-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... gen 30 altuğkaan
Gen, genel anlamıyla bir kalıtım birimidir. Bir tanıma göre gen, genom dizisinde yeri tanımlanabilen, transkripsiyonu yapılan, d.....
Bölüm: Biyoloji
2-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... fotosentez(bunları bilen oks "dede oss dede 1.olu 50 caglar_25801
bu deste bilmeniz gereken üç sey vardır
1)fotosentez/? de ne girer ne çıkar
2)nasil olur?
3)nerede gerçeklesir
.....
Bölüm: Biyoloji
3-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Biyoloji Olimpiyatı Soruları 10 cemguneri
4. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı Seçme Sınavı Soruları




1. Eşey hormonlarının kimyasal yapısı aşağıdaki bileşiklerden hangi.....
Bölüm: Biyoloji
4-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... hücre organelleri 50 bahard17
Hücre Organcıkları ya da Organeller, hücre biyolojisi söz konusu olduğunda, ökaryot hücrenin sitoplazmasında asılı halde duran v.....
Bölüm: Biyoloji
5-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... turler 50 caglar_25801
türler, oldukça buyuk bsir alanı kaplar.7 bolumde incelenen turler buyuktenkuçuğe doğru sırasıyla ALEM,ŞUBE,SINIF,TAKİM,AİLE,CİN.....
Bölüm: Biyoloji
6-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... lise dersleri biyoloji sunuları 50 overseer000


biyoloji lise 1-2-3 dersleri ile ilgili power point sunuların linkleri (22 adet sunu)
not : sunuları indirebilirsiniz.

i.....
Bölüm: Biyoloji
7-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Kanser 50 s_ucar
İnsan vücudunda, somatik hücreler(vücut hücreleri,2n) ve germ hücreleri(üreme hücreleri,n) olmak üzere iki çeşit hücre vardır.Ge.....
Bölüm: Biyoloji
8-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Karbon Döngüsü 40 AnkaraFenLisesi
Tüm canlılar, karbon içerikli bileşikler olan organik moleküllerden oluşur. Yani, karbon döngüsü oldukça önemlidir. Karbonun değ.....
Bölüm: Biyoloji
9-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Azot Döngüsü 45 AnkaraFenLisesi


Yaşamın başlangıcından beri, atmosfer ve okyanuslar azot içerir. Azot canlılar için önemli bir maddedir. Çünkü, protein.....
Bölüm: Biyoloji
10-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... DNA 30 kaplan2
Bir insanın saç şeklinin,göz renginin,kemik yapısının,kan grubununve bunun gibi bir çok özelliklerin ortaya çıkmasında nükleik a.....
Bölüm: Biyoloji
Devamı...
 
    Örnek Uygulamalar : Puan Kullanıcı 
1-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... FOTOLİZ 50 VESİLİTO22
FOTOSENTEZ DE FOTOLİZ OLAYINDA KAÇ TANE SU MOLEKÜLÜ GİRER? EĞER ÇIKAN SUYUN OKSİJEN KAYNAĞI KARBODİOKSİT İSE FOTOLİZ SONRASINDA .....
Bölüm: Biyoloji
2-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... ıNSAN SAğLIğI ıLE ıLGıLı 75 HALDESKOLEY
TIPTA KULLANILAN KYMYASAL MADDELER VE KULLANIM ALANLARI.....
Bölüm: Biyoloji
3-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... AKRABA EVLıLıKLERıNıN SONUÇLARI 75 Selin Bilgiç
AKRABA EVLYLYKLERYNYN GENETYK SOUÇLARI.....
Bölüm: Biyoloji
4-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... FOTOSENTEZ NEDİR,NASIL OLUŞUR? 30 berkay_aysan
TANIM: Yeşil yapraklı bitkilerin inorganik maddeler(su, karbondioksit) ışık enerjisi ve klorofil yardımı organik besin üretmeler.....
Bölüm: Biyoloji
Devamı...
 
    İpuçları : Puan Kullanıcı 
1-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... bitki yaprağında kendi resminizi görmek istermisin 25 static angel
önce resminizi olan bir film negatifini bir çiçe?in yapra?y üzerine kenarlaryndan yapy?tyryyorsunuz.bi kaç gün bitkiyi güne?te b.....
Bölüm: Biyoloji
2-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Bilim karsitligi boyle yapilir 25 genolog
Eller gider aya biz gideriz yaya! Sözü niye söylenmiş?
Bu sözü söyleyenlerin arasında sen de var mısın? Olup olmadığına bu yazı.....
Bölüm: Biyoloji
3-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Kim demis akraba evliligi kotu diye? 25 genolog
Kim demis akraba evliligi kotu diye?
Sen de mi kötü diyorsun? O zaman bu yazıyı muhakkak okumalısın.
Akraba evliliklerine yapi.....
Bölüm: Biyoloji
Devamı...
 


Anasayfa  |   Üye Giriş  |   Üye Kayıt  |   Bilişim Teknolojisi  |   Bilim & Kültür  |   İş & Meslek  |   Yaşam & İnsan  |   Yardım
Sponsorluk  |   Reklam  |   İletişim


 © Copyright 1999 - İNOPSİS ®
sorucevap.com, bir İNOPSİS Endüstriyel Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti. ® hizmetidir.


Güvenli İnternet'i Desktekliyoruz
Yasal Uyarı: Sorucevap.com internet sitesinde yayınlanan yazıların tüm hakları İNOPSİS Endüstriyel Yazılım Hizmetlerine aittir. Kaynak gösterilerek dahi içeriğin tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan yazıların bir bölümü, alıntı yapılan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.